Trabzonda Aşk Büyüsü Yapan Medyumlar

Sevdiği bir kimseden yüz bulamayan, dilediği gibi sevgilisi ile oynaşamayan bir insan bir ceviz büyüklüğünde çam ziftini ocağın yanında sıcağa tutup ısıtır, zift gevşer. Daha önce, üzerine /kovaya benzer bir resim yapılıp ortaisından aşağı inen ilki çizginin yanlarına birbirine karşıt «Allah» yazılı kâğıdın üzerine bu gevşeyen zift yayılır.

trabzonlu-medyumlar

Eski yazı ile «elif» çekilerek yapılan resim, üzerine zift sürdükten sonra, büyü yapılan kimsenin adı .anılarak üçe katlanır, yedi kez başın çevresinde dolaştırılır, ıbu dolaştırma sırasında büyünün niçin yapıldığı söylenerek tanrıdan yardım dilenir. Üç gün akşam üzeri, namazdan önce, bu işlem sürdürülür. Üçüncü günün bitiminde kâğıt dokuz kat muşambaya sarılarak üzerine bir yama çekilip üç düğüm vurulur, bağlanır. Yatsıdan sonra büyü kime yapılmışsa, onun evinin kapısı önüne konur, ya toprağa gömülür, ya da bir taşın altına saklanır. Muskanın konduğu yere işenir. {Büyü yapılan kimse bu muska üzerinde yedi gün süreyle geçer de bir belirti görülmezse, yedinci günden sonra, her gece muskanın saklandığı yere işenir «tuttur ya Allah» söylenir. Kırk gün için de büyü yapan kimsenin dileği yerine gelir, büyü yapılan, zift gibi ona yapışırmış.

Trabzon Maçka’sında, bundan aşağı yukarı yirmi yıl önce, «Ziftli Ali» diye anılan bir köylü vardı. Çocukluğumuzda onu «zifli» diye kızdırırdık, -«ziftli» diyemezdik pek. O da çekindiği kimselerin çocuklarına «ulan edepsizler» der, çekinmediklerine de «zif-levim neneni» (ananı falan edeyim anlamında) derdi, söverdi. Onun ziftle ilâç yaptığı da olurdu. Ancak, bu komşumuzun büyü işlerinde de parmağı olduğunu, yapılan muskaları yerlerine koymakta çak başarı sağladığını sonradan öğrendik. Bütün komşularla senli benli olan, yakınlık kuran, iyi geçinen bu komşumuz yakınlığından yararlanarak bu işleri de görürdü. Birçok eve böyle «zifli muska» yerleştirdiği sonradan anlaşıldı.

Bir gece biraz içtikten sonra Maçka’nın Çatak köyünden dönmüş, tarlalar arasından geçiyordum (1948). îki komşu arasında epey dedikodulu bir olayın geçtiği de ¡biliniyordu. Gençler birbirini seviyor, büyükler ¡bu işe pek yatmıyordu. İşte bu baskı yüzünden kızda bir soğumanın olduğu söylentisi çıktı. Bunun üzerine işe cinciler -karışmış olacak. Bu dedikoduya adı ¡karışan kızın evinin yakınında çeşmenin önünde bir karaltı gördüm. Çeşme evin kapısının önündeydi. Yavaşça o yana yöneldim. Bir erkek yere çömelmiş Ibir şeyler yapuyordu, yavaşça onun yakınına değin sokuldum, bir -olayla karşılaşma düşüncesiyle tabancamı elime alıp kalçamın üstünde tutuyordum. Adamın epeyce yanma sokulunca biraz tanır gibi oldum, «ne yapıyorsun orda» diye biraz yüksek sesle çığırınca adam birden ayağa fırladı, önü açıktı, o beni, ben onu tanıyınca kızdı, «ulan sen şeytansın oğlum şeytan, habu saatta burda ne arayi-sun» dedi. Daha önce oraya bir muska saklamış, şimdi üstüne işiyordu. Bunu iki gece sonra orada yassı bir taşın altından çıkardığım muskadan anladım. Burada görülen muska resmi odur işte. Ben önce onu para ya da değerli bir süs takıisı sanmıştım, eve gelip gizlice sökünce ziftli bir muska olduğunu gördüm. Birçok kimseyi böyle muskalarla ziftlediği anlaşılan bu cingöz komşumuz ölmüştür artık, toprağı bol olsun.

Medyum Dolunaya Hemen Soru-Cevap

[contact-form-7 404 "Not Found"]